DÜKKAN'DA 39 TL VE ÜZERİ ALIŞVERİŞE ÜCRETSİZ KARGO
Yeşilçam’a Damgasını Vurmuş 4 Yapıt: Siyah Beyaz Türk Filmleri Önceki 90. Akademi Ödülleri Oscar... Sonraki 17. !f İstanbul Bağımsız...

Yeşilçam filmlerini kim sevmez ki? Çünkü orada bozulmamış insanlar var, hayaller var, amaçlar ve eski İstanbul var. Her ne kadar renksiz olsa da, hikayeler derinleştikçe renksizliğin aslında bir renk kattığını görüyor insan. Öyle ki  Metin Erksan’ın “Sevmek Zamanı” siyah beyaz filmi yenilenmiş yeni versiyonu ile bu yıl 17. si düzenlenen !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivalinde seyircilerle yeniden buluşacak. İzlerken, her an bir ünlünün genç haliyle karşılaşacağınız hatta kendinizden bir şeyler bulacağınız Türk Filmleri’ni birdombaylininfilmarsivi‘nin kaleminden  okuyun. 

Siyah Beyaz Türk Filmleri

yeşilçam filmleri

SEVMEK ZAMANI

“Ben senin resmine değil de sana aşık olsaydım o zaman ne olacaktı? Belki bir kere bile bakmayacaktın yüzüme, belki de alay edecektin sevgimle. Halbuki resmin bana dostça bakıyor, iyilikle bakıyor ve ebediyen bakacak. Hayır! Benimle resminin arasına girme. İstemiyorum seni! Ben senin yalnız resmine aşığım.”

Klasik bir sınıf çatışması ortasındaki aşk hikayesi gibi başlayan film, ilerledikçe bambaşka bir yöne kayar. Bir resim ile adam arasında yaşanan ilginç bir aşk öyküsü çıkar ortaya. Öykünün devamında elbette adam ve kadın, bazı durumlara karşı koyamaz ve aşk “gerçek dünya”ya doğru geçiş yapar. Gerçek dünyanın sorunları tüm katılığıyla karşılarına dikilir. Başta kızının seçimine saygı gösterecek gibi duran babanın tavrı lafın sonlarında değişir ve klasik bir hal alır. Sakin ve hüzünlü finalde, o dakikaya kadar bir hayal aleminde gezinen, gerçeklikle ilgisi olmayan seçimler yapan biri gibi görünen Halil’in tercihinin aslında tam da “gerçek” dünya için haklı bir tercih olduğu ortaya çıkar adeta. Filmin başarısının sırrı, öykünün orjinalliğinin yanı sıra, Erksan’ın usta işi yönetiminde yatmaktadır.

Filmin ruhuna uygun atmosferi tam anlamıyla yakalamıştır yönetmen. Görüntü yönetimi filmin temasını mükemmel tamamlar. Ayrıca oyuncu yönetimindeki farklılık da hemen dikkat çekecek cinstendir. Oyunculardan hem doğal, hem de filmin adeta ruhani atmosferine uygun yapaylığı da taşıyan çok farklı performanslar alır. Özellikle de Müşfik Kenter oldukça başarılıdır. Diyalogları minimumda tuttuğu kimi uzun sahneler, müzikle olan uyumlarıyla birlikte aşıkların ruhunu yansıtmakta çok başarılıdır. Özellikle Halil’in yalnız görüntülerinin ağırlıkta olduğu bu sahnelerde film, meditatif bir tat yakalar. Film, dönemin Avrupa sanat sinemasının estetiğine benzer dokusuyla, dönemin şartları içinde yapımcılardan pek yüz bulamaz ve vizyona giremez. Ancak kimi sinematek gösterimleriyle kendisine belli bir kitle edinir. Aradan geçen yıllar içinde ise gerçek bir külte dönüşecektir film. Hatta ilerleyen zamanda en iyi Türk filmi listelerinin de gediklisi olur çıkar. Neyse ki ustanın ömrü en azından filminin kazandığı bu değeri görmeye yetmiştir.

yeşilçam filmleri

VESİKALI YARİM

“Sevmek de yetmiyormuş, çok eskiden rastlaşacaktık.”

Yönetmenin melodramlar üstü filmi Vesikalı Yarim’in etkileyiciliği, çekiciliği kuşkusuz sadece oyunculukları, samimi yazılmış senaryosu veya hatasız yönetimiyle anlatılamaz. Vesikalı Yarim’i bu toplumun ortak belleğine kazıyan kelime ‘imkansızlık’ aslında. tabi şu anki toplum hayatından giderek uzaklaşan o tutkulu aşkın naifliği de var. imkansız aşk, adına melodram denen türün en temel motiflerinden biridir. kaderciliğin ve kara sevda hikayelerine duyulan yoğun ilginin artık genlerine işlendiği bu toplumda ise, bir ‘vesikalı yar’e duyulan sevgiden bahsetmek az tetikleyici değildir herhalde. evli, iki çocuklu ve kendi halinde bir manav olan Halil’in Sabiha’yı ilk kez gördüğü sahne mesela. arkadaşlarını daha ‘hareketli’ bir ortama uğurlayan Halil yalnız kaldığı rakı sofrasında bir anda önünde beliren Sabiha’ya diker gözlerini. Sabiha’nın ilk göründüğü sahne bembeyaz sigara dumanları içinde adeta bir rüya gibidir. pavyonun kalabalığı, sahnedeki şarkıcının ve orkestranın sesi bir anda kısılır Halil’in kafasında. sanki orada sadece Halil ve Sabiha vardır. Sabiha’nın cüretkar ve yarı isterik “sigaramı yakar mısın?” sorusu bir erkeğin rüyası gibi, sonunda uyanıp kendi sakin hayatına geri dönen bir adamın rüyası sanki.

Safa Önal’ın senaryosu klasik anlatı yapısını en düzgün haliyle takip eder. Bir adamın sakin hayatı bir tanışmayla başka bir yöne doğru gider. Bozulan bir dengedir aslında anlatılan ama melodramı melodram yapan şey, adamın yaşadığı tutkulu sevdasının ardından, dönüp dolaşıp aynı dengeye zorunlu kalmasının trajedisidir. Lütfi Akad’ın sinematografik başarısı ise az buz değil. Halil’in dengeden çıkıp aynı dengeye dönüşü filmin başı ve sonunda kullanılan birbirine yakın mizansenlerle desteklenmekte. Akad’ın sahnelerinde kullandığı bütün çerçevelemeler üzerinde incelikle çalışıldığını belli etmekteler. Halil’in manavındaki resmedilişi, Halil’in boş sokakta Sabiha’ya bakışı ve Sabiha’nın pavyon sahnelerindeki o ince çizgi.
yeşilçam filmleri

SUSUZ YAZ

“Zalime boyun eğen de zalimdir.”

Yönetmenin Necati Cumalı’nın kitabından uyarladığı ve tarihin en iyi Türk filmlerinden bir olarak kabul edilen Susuz Yaz, toprağın itaati ve suyun asiliğinde modern bir Habil ve Kabil hikayesi sunmaktadır. Bu çerçevede ele alındığında Susuz Yaz’ın bulunduğu coğrafyanın sorunlarına ışık tutarken aynı zamanda insan olgusunu da ön plana çıkardığı söylenebilir. Filmde yönetmenin öncelikli odak noktası toprak ve suya bağlı olarak mülkiyet konusudur. Erksan bu konu etrafında öyküsünü oluşturup, su ve toprak arasındaki ayrımı insan olgusuyla birleştirmektedir. Bu durum filmin kendi toprağının, coğrafyasının sorunlarına yabancılaşmadan, günün getirdiklerini de sunarak insani olguların da harmanlanmasını sağlamıştır.

Yönetmene göre, toprak ne kadar itaatkar ise su da o kadar asidir. Suyu hapsedemezsiniz, o akar yolunu bulur; toprağı ise kendi alanınıza hapsedebilirsiniz, asla dışına çıkmaz, ona verileni alır, baktığında karşılığını verir. Toprak ve su arasındaki durum Osman ve Hasan kardeşlere empoze edilerek modern bir Habil ve Kabil hikayesi anlatılmaktadır. Hasan ne kadar aklı başında, uyumlu ve bir o kadar da itaatkarsa Osman tam tersi bir tavır sergiler. Aynı toprak ve su gibi, aynı Habil ile Kabil gibi.

yeşilçam filmleri

UMUT

“Fakirin yüzü soğuktur, niye soğuktur parası yoktur da ondan. Mesela kış gününde en soğuk vaktinde cebinde paran olsa üşümezsin, hamamdaymışsın gibi terlersin. Amma velakin paran olmadı mı yaz gününde üşürsün. Neden? Para adamı sıcak tutar”

Yılmaz Güney film boyunca seyirciyi sinema adına bir umutsuzluğa sürüklemeden anlatmıştır ne olduğunu umudun. Seyirci umutsuzluğa düşmez çünkü usta elinden çıkmış bir filmi izlemenin gururu içindedir. Film fakir fukara neler yaşıyor haydi ağlayalım diye çekilmemiş. Film adaletsiz, eşitsiz bir toplumu vurgulamış, film umudun deliliğe varan sonunu vurgulamış. Yılmaz Güney haksızlık etmemiştir seyirciye, çünkü seyirciyi duygulandırıp ağlatmak yerine yüzüne bir tokat atarak sinirlenmesini ve kendine gelmesini sağlamıştır.

Yılmaz Güney’in göç ve çarpık kentleşme ile dönüşüme uğrayan Adana’da, hızla tekelleşen otomobil gerçeğine karşılık at arabacılığı yaparak ailesini geçindirmeye çalışan Cabbar’ın kendi öz benliğinin yitimini anlattığı filmi. Filmin daha ilk sahnelerinde başlayan kapitalizm eleştirisi, yerli sinemada şimdiye kadar gördüklerimiz içerisindeki en açık ve sert olanı. Açılış sekansının hemen ardından Cabbar’ın banka reklamlarının bulunduğu panoların olduğu yere işemesi ile kapitalist düzendeki para algısının saçmalığına yapılan gönderme ile başlayan kapitalizm eleştirisi, filmde işlenen sınıfsal farklılıklar, aile ilişkileri ve kapitalist devletin niteliği ile kapitalizmin sonucunun doğurduklarına dönüşüyor. Umut filmi, kapitalizm eleştirisinin beyaz perdedeki manifestosu. Güney, bu ayan beyan anlatısının yanında kamerasını bir belgeselci gibi kullanarak, sınıflar arasındaki farklılığı onların kentteki yaşam alanlarını ve zevklerinin farklılığını resmederek, bu büyük çelişkinin kapitalizmin bir sonucu olduğunu dile getiriyor.

Yorum Ekle

E-posta adresiniz 3. kişilerle paylaşılmayacaktır. Doldurulması zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.